Narsizm, psikoloji literatüründe hem normal kişilik özelliği hem de kişilik bozukluğu kapsamında ele alınan karmaşık bir kavramdır. Normal düzeyde narsizm, sağlıklı öz saygı, kendine güven ve kendi değerini bilme şeklinde ortaya çıkar ve işlevsel bir yaşam için gereklidir. Ancak patolojik narsizm, kişinin gerçekçi olmayan bir üstünlük duygusu içinde olması, başkalarının duygularını anlama yeteneğinin (empati) zayıf olması, eleştiriye aşırı duyarlılık göstermesi ve sürekli hayranlık arayışı içinde olması ile karakterizedir. Narsistik Kişilik Bozukluğu (NKB), DSM-5’te Küme B kişilik bozuklukları içinde yer alır ve toplumda yaklaşık %0,5-1 oranında görülür, erkeklerde kadınlara göre daha sık tanılanır.
Narsizmin gelişiminde çocukluk dönemi deneyimleri önemli rol oynar. Aşırı şımartılan, eleştiri görmeden büyüyen veya tersine duygusal olarak ihmal edilen, onaylanmayan çocuklarda narsistik özellikler gelişebilir. Modern psikoloji araştırmaları, narsizmin “büyüklenmeci narsizm” ve “kırılgan narsizm” olmak üzere iki ana alt türe ayrılabileceğini göstermektedir. Büyüklenmeci narsizm, açık üstünlük davranışları, kendini beğenmişlik ve dikkat çekme çabalarıyla kendini gösterirken; kırılgan narsizm, savunmacılık, utanç duyarlılığı ve reddedilme korkusuyla karakterizedir. Her iki türde de temelinde benlik saygısının kırılganlığı ve dış onay ihtiyacı yatar. Tedavide genellikle psikoterapötik yaklaşımlar kullanılır, ancak narsistik bireylerin terapiye başvurma ve devam etme oranları düşüktür çünkü çoğu zaman sorunu kendilerinde değil başkalarında görürler.